|
|
Bulgaristan tarihi...
Bizans
ordusu önünde kazanılan zafer Bulgarlarla Slavlar arasında
işbirliğinin artmasının ilk öncüsü oldu. Bulgaristan,
681 yılında Asparuh Han'ın liderliğinde kurulmuştu.
Etnik Slavların ağırlıkta olduğu bu genç devlet daha
güçlüydü ve iki yüz seneye yakın bir zaman süresince
Hanlar tarafından yönetilmişti.
9.yüzyılın başlarında Kırım'da süren Hanlık dönemi süresince Bulgaristan batıda ve doğuda
önemli topraklar kazandı. Omurtag döneminde Fransa'ya
karşı kazanılan zafer merkezi bir devletin kurulmasına
katkıda bulundu. Aynı yüzyılda daha önce Bizans yönetiminde yaşayan birçok Slav da Bulgar yönetimi altında
yaşamaya başladı. I. Boris 865 yılında Hıristiyanlığı
devletin resmi dini olarak ilan etti. Bunu takiben Bulgaristan
Hıristiyan kültürüyle bütünleşmeye başlamıştı. Yetenekli
bir devlet adamı olan Boris Bulgar Kilisesine otonomi
verdi. Hıristiyanlığın yayılması Slav-Bulgar edebi dilinin
oluşmasına öncülük ederek Slav kültürünün temellerini
attı.
Slav alfabesi ünlü Slav hocaları olarak bilinen Salonika'lı Kiril ve Methodius kardeşlerin ürünüydü. Uzun
yıllar süren çalışmaların sonucunda bu iki kardeş "glagolit" adı verilen bir alfabe oluşturdular.
Güney Bulgaristan'da Kliment Ohridski başkanlığındaki
Ohrid ve Kuzey-Doğu Bulgaristan'da Naum başkanlığındaki
Preslav okulları daha sonra halk arasında kültür yayılımını
gerçekleştirecek olan bilgeleri yetiştirdiler. Kliment "Kliment Slav Alfabesini" geliştirerek Kiril alfabesini oluşturdu. Siemon zamanında Bulgaristan en
geniş sınırlarına ulaşmakla beraber en başarılı politik
ve kültürel dönemdeni yaşıyordu. Şöyle ki sınırları
batıda Adriyatik denizinden doğuda Ege Denizine kadar
ulaşmıştı.
Simeon'un ölümünü takiben Bulgaristan Krallığı gücünü
yitirmeye başladı. "Bogomil" adıyla bilinen bir
topluluk ortaya çıkmış ve fakirlerin, mağdur çiftçilerin
ve zulüme uğrayanların haklarını savunarak kendine birçok
yandaş toplamıştı. Onuncu yüzyılda Bulgaristan Bizans
İmparatorluğunun yönetimine girdi. 1187 yılında imzalanan
bir anlaşmayla da Asen ve Petır kardeşler
tarafından yeniden inşa edilmesi sağladı. 1278 yılında
patlak veren bir çiftçi ayaklanması sonucunda Ivaylo liderliği altındaki asiler yönetimi ele geçirdiler.
On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllardaki gelişmeler siyasi
olmaktan çok kültürel ağırlıklıydı.
Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlardaki genişlemesi sonucunda
1382 yılında Sofya kuruldu. 1389'da Sırplar Osmanlılara
yenilerek bağımsızlıklarını kaybettiler. Bulgaristan'ın
işgali değişik etnik-dinsel oluşumların ortaya çıkmasını
engelledi. Bulgaristan'daki kültürel değişim ise kaçınılmaz
olarak durdu. Bulgaristan'da ortaya çıkan ayaklanmaların
temelinde ise Avusturya ve Bulgaristan tarafından Osmanlı
İmparatorluğuna düzenlenen saldırılar yatıyordu.
On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında ise Bulgarlar
diğer Balkan milletleriyle daha da yakınlaşmışlardı.
Mesela Sırbistan ve Yunan Bağımsızlık savaşlarına katkıda
bulundular.
3 Mart 1878'de imzalanan Ayestefanos (Yeşilköy)
anlaşmasıyla bağımsız bir Bulgaristan Prensliğinin kurulması öngörülüyordu. 1879 yılında ise Bulgaristan
geçici Rus yönetimini kabul ederekten ilk anayasasını
oluşturdu. Bu da o zamana değin yapılmış Anayasalar
içinde en demokratik olanlardan biriydi.
1854-1895 yılları arasındaki Stefan Stanbolov yönetiminde Bulgaristan Rusya ile olan yakınlığını bir
ölçüde azaltarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
ile yakınlaşmaya başladı. Bu dönemin önemli özelliklerinden
biri de ekonomide ve endüstride yaşanılan gelişmelerdir.
1891 yılında Dimitır Blagoev başkanlığında Sosyalist
Parti kuruldu. Bunu 1900 yılında Bulgaristan Çiftçi
Partisinin kurulması izledi.
1900'lü yıllar sırasında Balkanlarda ve Bulgaristan'daki
sosyal demokrat partiler çok güçlü değildiler. İşçi
sınıfının çoğu güçsüzdü. Çiftçiler eğitimsizdiler ve
organize olamıyorlardı. Balkanlarda birçok problem süregelmesine
rağmen bunların üstesinden gelebilecek bir demokratik
güç yoktu. Ve savaş çıkması da kaçınılmaz hale gelmişti.
1912 yılında Balkan Savaşı patlak verdi. 18 Kasım
1912 tarihinde müttefikler Osmanlı İmparatorluğuna savaş
ilan ettiler. Bu savaş topraklarının büyük bir bölümünü
kaybeden Bulgaristan için bir yıkım olmuştu. Daha da
önemlisi Bulgaristan parçalanmış ne Avrupa güçleri tarafından
toprakları paylaşılmıştı.
Savaş sonrası dönemde Bulgaristan birçok çatışmaya şahit
olmuştu. Çar Ferdinad tahtını bırakmak zorunda
kalmış ve onun yerine de oğlu Boris geçmişti.
Burjuva sınıfı ise ülkedeki sosyal sıkıntıların üstesinden
gelememekteydi. 1919 yılında iktidara gelen Çiftçi Partisi
1923 yılına kadar iktidarda kaldı. Komünist Parti ve
İşçi Partisi birçok isyan düzenlemesine rağmen amaçlarına
ulaşamamışlardı. Bununla birlikte faşist rejim de başarılı olamamıştı çünkü sağlam bir sosyal temelden
yoksundu. 19 Mayıs 1934 tarihinde ise askeri bir rejimi
iş başına getiren darbe gerçekleşti.
1935 yılında 3. Boris kendi egemenliğini ilan
etti. Aynı zamanda Bulgaristan Hitler Almanyası ile
yakınlaşmaya başlamıştı ve zaman geçtikçe Almanya'ya
daha da bağımlı hale geldi. Bütün bunlara rağmen Bulgaristan
iki dünya savaşı arasında endüstriyel yapısını geliştirebilmişti.
İkinci Dünya Savaşı başladığında Bulgaristan
hangi tarafta yer alması konusunda kararsız kaldı. Sovyetler
Birliği'nin önerdiği barış anlaşmasına rağmen monarşist-faşist
hükümet kendili gibi faşist tarafta yer aldı. Almanya
22 haziran 1941 tarihinde Sovyetler Birliğine saldırdığı
zamana değin Bulgaristan Komünist Partisi Almanlara
karşı birçok mücadele vermişti.
Anti-faşist mücadele 9 Eylül 1944 tarihli askeri
darbeyle sonuçlandı. 19 Eylül 1946'da ise Bulgaristan
Halk Cumhuriyeti kuruldu. Bu yeni cumhuriyet anayasasını
1974'de kabul etti ve daha sonra izlediği sosyalist
politikalarla Batı dünyasından uzaklaşırken Sovyet eksenine
doğru yöneldi. Bütün bunların yanında eğitim, bilim
ve kültür alanında sağladığı destek de başarılı olmuştu.
1944 yılında başlayan sosyalist dönem 10 Kasım 1989'da
son buldu. Bu dönem içerisinde Bulgaristan Batı dünyasından
önemli ölçüde uzaklaştı.
1989 yılında Sovyetler Birliği'nin çöküşü eski demir
perde ülkelerinin çok partili sistem ve demokrasiye
dayalı yeni rejimler benimsemeleriyle sonuçlanmıştı.
Bulgaristan'da ise hükümet tekeli sona ermiş ve iç ve
dış politikalar tamamen değişikliğe uğradı.
|
 Kaynak: bg-turk.net |
|