Bulgaristan (Bulgarca: "Bılgariya"), Balkan Yarımadası'nda yer alır. Ülke, batıda Sırbistan ve Makedonya, doğuda Karadeniz, kuzeyde Romanya ve güneyde Yunanistan ve Türkiye ile çevrilidir.
Başlıklar
Coğrafya
Bulgaristan'ı Balkan Dağları (Bulgarca: Стара Планина, Stara Planina) kuzeyde Tuna platosu, güneyde ise Trakya platosu olarak kabaca iki coğrafi bölgeye ayırır. Oldukça dağlık bir coğrafyaya sahip olan güney Bulgaristan'da Rodop ve Rila sıradağları yer alır; ülkenin ve Balkanların en yüksek dağı olan 2925 m. rakımlı Musala Dağı (bulgarca: Мусала) da burada bulunmaktadır.
Ülkenin en önemli ırmağı olan Tuna (Bulgarca: Дунав, Dunav), aynı zamanda Romanya-Bulgaristan sınırını çizer. Bulgar sınırları içerisinde doğup, Yunanistan-Türkiye sınırını oluşturduktan sonra Ege Denizi'ne dökülen Meriç (Bulgarca: Марица, Maritsa) Bulgaristan'ın bir diğer önemli akarsuyudur
Tarih
Bulgaristan'ın ilk sakinleri Hint-Avrupa kökenli bir kavim olan Traklar'dır. Milatla birlikte ülke önce Roma İmparatorluğu, sonraysa Bizans İmparatorluğu egemenliğine girer. M.S. 6. y.y.'da Slavlar ile birlikte Türk kökenli
bir kavim olan Bulgarlar bu alana yerleşir. Aristokratik tabakayı
oluşturan Türk Bulgarları bir süre sonra slavlaşarak dillerini, 10.
y.y.'dan itibaren de Ortodoksluğu kabul edip dinlerini bırakarak
asimile olmuşlardır.
Bizans İmparatorluğu yıkılıncaya değin Bizans ile savaşıp hakimiyet
alanlarını genişleten Bulgarlar, bir ara 1018-1186 yılları arasında
yeniden Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiştir. 14. y.y.'da
Türklerin Rumeli'ye çıkmasından sonra bağımsızlıklarını yitirerek
Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğine girmişlerdir. Osmanlı
İmparatorluğu'nun gerilemeye başlaması ve Çarlık Rusyası'nın da
desteğiyle, Balkanların tümünde olduğu gibi Bulgaristan'da da ulusal
kurtuluş hareketi alevlenmiş, 93 Harbi'nden
yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, Bulgaristan'ı 1878 yılında
içişlerinde bağımsız prenslik olarak, 1908 senesinde ise tam bağımsız
çarlık olarak tanımıştır.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlılarla aynı cephede savaşa katılan Bulgaristan, İkinci Dünya Savaşı'na da Almanya saflarında katılarak her iki savaştan da yenilgiyle çıkmıştır.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Balkanlar'da ilerleyen Sovyet ordusunun da yardımıyla Georgi Dimitrov önderliğinde sosyalist rejime geçen ülke, soğuk savaş yıllarında Varşova Paktı'nın
üyesi olarak kalmış, geçen yüzyılın 80'li yıllarından itibaren ise
topraklarındaki Türk azınlığa uyguladığı zorla bulgarlaştırma
politikalarıyla dünyanın tepkisini çekmiş ve bunun faturasını 1989'da
bulgar ekonomisine ağır bir darbe vuran Bulgaristan'dan Türkiye'ye
yarım milyona yakın insanın göçüyle ödemiştir.
Doğu Bloku'nun
çözülmesiyle 1990 yılında sözde sosyalist rejimin yıkıldığı
Bulgaristan, türk azınlığa yönelik asimilasyon politikalarını da terk
ederek komşusu Türkiye ile olan ilişkilerini oldukça olumlu bir temele
oturtmuştur. Ülkenin 2007 yılında Avrupa Birliği'ne katılması beklenmektedir.
Ekonomi
1990'a değin devlet yönetiminde sosyalist ekonominin hakim olduğu
ülke, Doğu Bloku'nun çözülmesi sonucu Sovyet pazarını kaybetmesi ve
kapitalist ekonomiye eklemlenme sorunları nedeniyle 90'lı yıllar
boyunca milli gelirin % 70'e yakın küçüldüğü çok ağır bir ekonomik
bunalım yaşamıştır. Bulgar ekonomisi, 90'lı yılların sonundan itibaren
toparlanma sürecine girmiş olsa da, halkının gereksinimlerini yeterince
karşılayabilen istikrarlı bir iktisadi yapı olmaktan hala çok
uzaktadır. Ekonomi ile ilgili bazı istatistik veriler şöyledir: Milli
gelir (2001): 13,5 milyar $, kişi başına düşen milli gelir: 1690 $,
devlet borçları: 10 milyar $, devlet gelirleri (2000): 4,2 milyar $,
devlet giderleri (2000): 4,4 milyar $, enflasyon (2001): % 93,
ekonominin sektörlere göre dağılımı (2001): hizmet: % 57, endüstri: %
29, tarım: % 14
Türk azınlık
Bulgaristan'da, yakın zamana değin Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ilişkileri Bulgar devletinin inkar ve zorla
asimilasyon politikaları dolayısıyla geren, çok sayıda Türk asıllı
Bulgar yurttaşı yaşamaktadır. Bulgaristan'daki Türk azınlığın kökleri
Anadolu'ya dayanır. Rumeli'nin 14. y.y.'da Osmanlılarca ele
geçirilmesiyle Osmanlılar, Anadolu'daki diğer beyliklerin ve yarı
göçebe aşiretlerin gücünün kırılması amacıyla, çok sayıda Türkü
bilinçli olarak Balkanlara yerleştirmiştir. Tarih boyunca yaşanan
çeşitli savaş ve çatışmalar dolayısıyla Bulgaristan'dan Türkiye'ye dört büyük göç dalgası yönelmiştir:
Bunlardan ilki Osmanlıların 93 Harbinde Ruslar karşısında bozguna
uğramasının ardından yaşanan 1878 göçüdür. İkinci göç dalgası Balkan
Harbinde yenilgiye uğrayan Osmanlı Devletinin Rumeli'ndeki tüm
topraklarını Trakya dışında terketmek durumunda kalması sonucu 1912
yılında gerçekleşmiştir.
Üçüncü büyük göç İkinci Dünya Savaşı sonrası sosyalist rejime geçen
Bulgaristan'ın tarım arazilerini devletleştirmesi ve Türkiye'nin Kore Savaşı'na katılması sebebiyle Moskova'dan
Bulgar devletine yöneltilen, Türkiye'ye misilleme amaçlı Türk göçünün
teşvik edilmesi talebi sonucu 1950-1951 yılları arasında yaşanan göçtür.
Dördüncü ve en son göç dalgası 1989 senesinde Bulgar devletinin asimilasyon politikalarına tepki olarak gerçekleşmiştir.
Yaşanan tüm bu göçlere karşın Bulgaristan'da kesin sayısı tam olarak
bilinmese de halen 1 milyona yakın Türk kökenlinin yaşadığı tahmin
edilmektedir.
1965 nüfus sayımı sonuçlarına göre Türklerin toplam nüfusa oranının % 10 ve üzerinde üzerinde olduğu bulgar yönetim birimleri aşağıdaki gibidir, ancak bu istatistik '89 göçünden önce yapıldığı için değerlerin güncelliği kuşkuludur:
Kърджали (Kırcaali): % 72, Разград (Razgrad): % 48, Шумен (Şumnu): % 34, Търговище (Eski Cuma): % 32, Силистра (Silistre): % 30, Добрич (Hacıoğlu Pazarcık, Tolbuhin, Dobriç): % 17, Бургас (Burgaz): % 11, Русе (Rusçuk): % 10
Son yıllarda Türk azınlık üzerindeki baskı politikasına bütünüyle
son veren Bulgaristan, bu ülkede yaşayan Türklerle kalcı bir uzlaşma
kapısını aralamış görünmektedir.